Ahmet Şimşirgil TÜGVA'nın konuğu oldu

Kategori Kültür-Eğitim
Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Osmaniye İl Temsilcilği tarafından Cebelibereket Kültür Merkezinde, Tarihçi Yazar Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil' in katılımıyla "Osmanlı'dan Günümüze Darbeler Tarihi" konulu konferans düzenlendi.

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Osmaniye İl Temsilcilği tarafından Cebelibereket Kültür Merkezinde, Tarihçi Yazar Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil' in katılımıyla "Osmanlı'dan Günümüze Darbeler Tarihi" konulu konferans düzenlendi.
Osmaniyelilerin yoğun ilgi gösterdiği konferans, İstiklal Marşı ve Kuran tilaveti ile başladı.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜGVA Osmaniye İl Temsilcisi Av.Talha Akif Gürbüz; "TÜGVA olarak Osmaniye'de 4 ay önce kurulmuş olmamıza rağmen teşkilatlarımızı hızla tamamladık ve ilk büyük salon programımızı gerçekleştiriyoruz. İnşaAllah devamı da gelecek." Dedi.
TÜGVA'nın "Hayırda Yarışanlar Kulübü" olduğunu belirten Gürbüz, "Başta yönetim kurulu üyelerimiz olmak üzere destek veren herkese teşekkür ederim." Dedi.

Ünlü Tarihçi Prof Dr. Ahmet Şimşirgil, 15 Temmuz darbe girişimini Abdülhamit Han’a yönelik darbeye benzeterek, "Darbe olsaydı, bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey yoktu. Bunu net yazın. Nasıl Abdülhamit Han gitti.

Osmanlı diye bir şey yok. Bu darbe başarılı olsaydı, asla Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey yoktu" dedi.
Osmanlı Devleti kadar tarihten ibret alan, ibret çıkartan bir devlet tanımadığını belirten, Prof. Dr. Şimşirgil, "Osmanlı’da tarihten ibret alınınca, çok önemli bir ibret daha var. Osmanlı öncesi Türk devletlerinde, bizim bir özelliğimiz var. Hani Türk milleti çok teşkilatçı bir millettir. Çok rahat devlet kurarlar. Ama o devleti yıkmakta da çok nadirdir. Yani bir devleti Türk’e yıktırtacaksın. Bu kadar devlet kurup, bu kadar devlet yıkan da gösteremezsiniz.
Osmanlı’da öncekilere benzemeyen bir darbe oldu. Abdülhamit Han darbesi. Bu darbe kendinden önceki darbelere hiç benzemiyor. Abdülhamit Han tahta çıktığında, Osmanlı yıkıldı yıkılacak bir devletti. Paylaşılan bir devletti.

Dünyanın en siyasi dehalarından biri oraya geldi. Abdülhamit Han dünyanın en siyasi adamlarından biriydi. Halen anlaşılmış değildir. Kendi yaptırdığı eserlere bile adını vermesine izin vermiyorlardı. O bittiği gün her şey bitti. O darbe eskilere benzemiyor. O darbe Osmanlı’nın yıkılışı sonu oldu. Osmanlı yok oldu ve paylaştılar. Abdülhamit Han’ın yıkılmasıyla beraber, neler oldu bir bilsen, düşünsen beynin eriyip yaş gibi damlardı güzünden. 7 milyon kilometrekarede olan bir millet, 1 milyona düştü. 6 milyonun 5 milyonu gitti. O 1 milyon da düşman ayağı altına düştü. O dönemleri yazamadık, yaşananları bilemedik. Bu millet neyi bildi ki" şeklinde açıklamada bulundu.
"Bu darbe başarılı olsaydı, asla Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey olmazdı"

Abdülhamit Han’ın ‘kardeş kanı dökülmesin’ diyerek çekildiğini aktaran Prof. Dr. Şimşirgil, "Bugün bir darbe daha yaşadık. 15 Temmuz darbesi, ama tepedeki adam kardeş kanı dökülmesin demedi. Demiş olsaydı, bugün Türkiye diye bir devlet yoktu.

Cumhuriyette de darbeler oldu. Alıştık darbeye, kötü şeylerden vazgeçemiyoruz. Yepyeni bir Cumhuriyet, yepyeni bir sayfa açtık ama aradan zaman geçmeden darbeler yeniden gelmeye başladı. 60 darbesi, 80 darbesi, 71 Muhtırası, 28 Şubat Darbesi yani postmodern derler ama 12 Eylül’den baya ileriydi. İkisini yaşadım ve çok iyi biliyorum. Tarihçi olarak da değerlendiriyorum. Bir önceki de rahmet okutacak darbeydi. Fakat bu darbeler, aynı Osmanlı’daki gibi ilk darbeler gibiydi. Yani Abdülhamit Han öncesi darbelere benziyor. Yani bir partiden alıyor öteki partiye veriyor. Yani birini millet seçti ama öteki de 3 vekil çıkarmış. Ne de olsa seçime girmiş. Osmanlı’da darbecilerin hepsini kestiler. Ama Abdülhamit Han’a darbe yapanlar kaldılar ve bir daha bırakmadılar.

Ama bu darbe, Abdülhamit Han darbesi gibiydi. 15 Temmuz darbesini önceki darbelerle zerre kadar alakalı görmeyin. Her darbe hani bir ülkeyi 10 yıl, 20 yıl, 50 yıl geri götürür derler ya bunda da duydum. ’Efendim darbe başarılı olsaydı 20 yıl geri gidecektik. Öteki 50 yıl geri gidecektik’. Ben bunlara gülüyorum. Darbe olsaydı, bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey yoktu. Bunu net yazın. Nasıl Abdülhamit Han gitti. Osmanlı diye bir şey yok. Bu darbe başarılı olsaydı, asla Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey yoktu" şeklinde konuştu.
 
"Halife sıfatıyla buraya gelecekti"

15 Temmuz darbesinin gerçekleşmesi durumunda Güneydoğu’nun elden gideceğini ileri süren Prof. Dr. Şimşirgil, "Orası önce Kürde mi verilir. Daha sonra Ermeni’ye mi gider. Sonuç olarak bizde değildi. Anadolu’da 5 milyon insan ölecekti. Bunu en az söylüyorum. Bu 10’a çıkar, 15’e çıkar bilemem. Sur içi ve İstanbul, yani bu yaka FETÖ’nün yakası olacaktı.

Sur içi papanın halifesinin yeri olacaktı. Çünkü Pensilvanya’daki adam Halife sıfatıyla buraya gelecekti ve oturacaktı. Bu 80’den beridir başladı. Önce okullaşmaya başladı, kartopu gibi büyüdü. Her yerde okullaşmaya başladı. Avrupa’da okullaşmaya başladı. Biz buradaki bütün arkadaşlar, tüm mal varlığımızı ortaya koysak, birkaç okul açarız. Amerika’da bir okul açalım veya İsrail’de bir okul açalım. Almanya’da bir okul açalım kolay mı? İki adam açıyordu dünyadaki okullarını, biri Üzeyir Garih, diğer ise İshak Alaton bu adamlar dünyada neden bu adama okullar açıverdiler. Onlara özel teşekkürleri, her zaman sitelerinde duruyordu.

Sakın beni, onları 15 Temmuz’dan sonra anlatan adamlar zannetmeyin. 35 yıldır takip ettiğim, 35 yıldır talebelerime anlattığım benimle beraber olan her kişiye konuştuğum bir hadisedir bu. 35 yıldır anlatırım asla hiçbir şey aklınıza gelmesin. Sene 1998, son 3 yıla kadar, Zaman Gazetesini sitesinde olan bir yazıdan bahsediyorum. Papa’ya yazılan mektup, bu Papaya yazılan mektubunu ilk beş cümlesini gençler ezberlesin. İlerde çok lazım olur. Yeri geldiğinde birine anlatırken konuşur. Şu beş cümleyi okuyorum. Ezbere okuyun kitabından bulmayın. ’Sayın Papa Cenapları, Papa 6. Jean Paul başlattığı diyalog ikliminin bir parçası olarak huzurunuzdayım. Bu diyalogun gerçekleştiğini görmek beni bahtiyar kılacaktır. Âcizane buna bir nebze katkı verebilirsem, kendimi dünyanın en bahtiyar insanı addedeceğim. Bugüne kadar İslamiyet, yanlış anlaşılmış bir din olmuştur. Bunda en büyük suç Müslümanlarındır. Sayın Papa Cenapları.’ Diyalogu kim başlatmış, bu zat başlatmış kim emrinde bu zat ’Papanın emrindeyim’ diyor dimi" dedi.

 
"Darbe olur deyin ki millet uyanık dursun"
"Sakın artık darbe olmaz diyenlere de aldanmayın" diyen Şimşirgil konuşmalarını şöyle sürdürdü:
"Çünkü 80 darbesi oldu bir daha olmaz dediler. Özal geldi, bir daha darbe olmaz dediler. 28 Şubat süreci oldu bir daha darbe olmaz dediler. Su uyur düşman uyumaz. Her zaman darbe olur. Uyanık olun içimizde her zaman hain vardır. Saftirikler de az değil. Artık darbe olmaz demeyin. Darbe olur deyin ki millet uyanık dursun."

"Tayyip Bey şayet fikirlerini son 7 seneye kadar söyleseydi öldürülmüştü"
Prof. Dr. Şimşirgil, "Diyanetten sorumlu devlet bakanı, Prof. Mehmet Aydın, diyalogun bir numaralı mimarı. O günlerde gazetelerde şöyle yazıyordu. ‘Kuran-ı Kerim tarihseldir, yüzde 40 atılmalıdır. Çünkü Hıristiyan ve Yahudilerle ilgili ayetler o günün Yahudi ve Hıristiyanlarındır bugünün değil’ diyen bir ilahiyat profesörü Mehmet Aydın, camilerde görünmez Cumalara gelmez. İşte Mehmet Aydın bu. Tayyip Bey ilk bu adamı yedi. Dikkat edin yiyerek gidiyor. Temizleyerek gidiyor. Çok gizli bir savaş dönüyor. Tayyip Bey şayet, bununla ilgili fikirlerini son 7 seneye kadar söyleseydi öldürülmüştü" ifadelerini kullandı.
"Yavuz Sultan Selim’in kaftanını giyip gelecekti"

Yavuz Sultan Selim’in kaftanının kaybolduğunu öne süren Prof. Dr. Şimşirgil, "Yavuz Sultan Selim’in kaftanı yok. 480 senedir Yavuz Sultan Selim’in sandukasının üzerinde. O bir mektep, o bir üniversite. Kemal Paşa’nın atının ayağından sıçrayan çamur, Yavuz Sultan Selim’in kaftanını kirletti. Yavuz Sultan Selim’de dedi ki alimin atının ayağından sıçrayan çamur, benim için bir şereftir. Öldüğümde bu çamurlu kaftanı üzerime örtün der. 480 senedir Yavuz Sultan Selim’in sandukasının üzerinde. O türbe bir mektep vazifesi gördü. Alime verilen hürmet, ilme verilen değer. 10 senedir yok bu kaftan. Masaları yumrukladım. Yanından ayrılan Latif Erdoğan söyledi. Ben diyordum ki, o kaftanı giyip gelecek o. Çünkü Yavuz Sultan Selim bizim ilk halifemiz. İntikamını alacaklar. İlk Müslüman Halife.

O da Halife sıfatıyla gelecek. Dikkat edin, Latif Erdoğan demişti ki ’o kaftanı çalmışlardı’ dedi. O giyip gelecekti. Beyazıt Camii İmamı, 15 gün önce o yüzden tutuklandı. 24 Ağustos 2016 dikkat edin, kaftan Yavuz Sultan Selim’in türbesinin üzerinde. Tam on sene sonra orada. Recep Tayip Erdoğan, kaftanda orada olduğu halde, Yavuz Sultan Selim’e dua ediyor. Yavuz Sultan Selim’in ruhu, bu ülkeyi onlara bırakmadı.
Soru-Cevap ve imza programının ardından Konferans sona erdi.


Yasal Uyarı: Düziçi Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
2016-11-08 20:16:13
  • Ziyaret: 1230
  • (Suanki Oy 0.0/5 Yildiz) Toplam Oy: 0
  • 0 0

Henuz yorum yok...

Yorum Yaz


Reklam ve İletişim

Düziçi Times, AFMedya ürünü ve oluşumudur.

Sosyal

Linkler

Copyright © 2017 Düziçi Times